Şiirlerimden bir demet

 

Mavi denizdeki tekneden,
Bulutlara yükselen kuşlardan bahsediyorum
                                                dinliyorsun.
Uçmaktan bahsediyorum
                                          hak veriyorsun
Ama sen yinede pencereden dışarısını seyrediyorsun.

 

**** 

 

Mekan
Düşüncem sınırlarını aşan yerde
                                beynimde
Bir yer var
Her şey daha makul orada
Kişiler, cisimler daha anlaşılır

 

****

 

Şarkı

Denizin üstünde yakamoz gibi
Bazen bir fikir yanar kafamda
Ne nedir, nasıldır diye bir soru
Kurcalar daima deli beynimi

Dürtüler ünlemler azınca orda
Çökerim tuvalin yanıbaşına
Düşerse o fikir benim resmime
O zaman benimdir gördüğün evren

Bilemem ben kimim, ben neyim bazen
Bir rüzgar eser bu deli bağrımda
Dönerse bu rüzgar tayfuna bazen
Yıkarım bendimi bir sel gibiyim

Bazen bir sevdadır benim başımda
Bazen o desendir resim dosyamda
Bazen bir şarkıdır çalar radyoda
Söyler, söylettirir böyle zamansız.

                                            Şarköy17/09/1980

 

****

 

 

 Bekliyorum,
                    neyi
                    ben de bilmiyorum
Yakamda sıkıntının demir pençesi
Bacağımda sorumluluk güllesi
Güneş durmadan doğup batsın istiyorum
Günler geçsin, sıla bitsin istiyorum
Bekliyorum.

 

****

 

Gezerken Bebeği, Ortaköyü
Ayrılık bir ip gibi boynumda
Seni arıyorum Vaniköyden kalkan vapurda
Seni soruyorum martıya, balığa
İçimde, fırtına evvelsinin sessizliği
İsyan etmek geliyor içimden
Bu sensiz vapura
Ve bir martı geçiyor çığlık çığlığa
Boynumda ip, içimde fırtınalar
Seni yalnız seni düşünüyorum.

                                            Bebek 04/06/1980

 

****

 

Dinlenirken,
Uzanmalı güneş altına
Bir şort, bir tişört
Karın da tok olmalı üstüne üstlük
                                        OH, oldumu bir de
İnceden bir mantar kaşıntısı
El kaşınan bölgede
                        -uzanmalı güneş altına-
                                                    ama baş, içi boş, gölgede.

                                                                                20/01/82

 

****

 

Beyaz güller arasında
Topraktan fışkırırcasına
Otlar vardır,
                    otlar
Arı uçarken bir çiçekten diğerine
Bir kelebek geçer;
                        dengede.

 

****

 

Tik, tak saat
Tik tak, tik tak
Agını ören örümcek
Ne görecek?

Tik tak, tik tak
Bok yuvarlayan böcek
Ne diyecek?

Tik tak, tik tak
Dingin uçan kelebek
Ne dinleyecek?

Ben, ya ben
Gördüm!
Duydum!
Söyleyemedim!

 

****

 

Çamur yükseliyor boynuma
Burnumda pis bir kan kokusu
Gözlerim, oyulmuş göz kovuklarında
Kulaklarımda gırtlağı kesilenlerin hırıltıları
Kurtulmak istedikçe
                                çamurlu ellerimle;
Otları, çiçekleri eziyorum.

                                                        26/12/1981

 

****

 

Bir püf noktası olmalı hayatta
Bir püf noktası ki,
Sövebilmelisin dostça,
Sevebilmelisin kinle.

Bir püf noktası olmalı hayatta
Sevmek keyfine kalmış
Sevmesen bile
Sevmeyi bilmelisin.

 

****

 

Çekik perdeden donuk bir ışık sızıyordu içeri
Dakikaların kanatları
                                bir bir
Vurulup düşüyordu yere
Bir olemp tanrısı gibi yükseldi
Ruhum bedenimden
Konuşmanın noktalandığı çizgideydim ben.

                                                                1982

****

 

Akşam saatlerinde
Gölgeler uzarken
Bir gariplik çöker içime
Bir hayalin avuntusuna düşmek gibi
Bir duman çekerken içime
O'na koşmak, O'nu sarmak isterim delice.

                                                                1982

****

 

Bir yerden hatırımda bu manzara
Bir yerden hatırımda bu kargalar,
                                                bu tarla
Ölüm bu, sadece hayatın sonu
Ölüm de yaşam gibi damarlarımda.

 

****

 

Bir çizgi, bir noktadan dümdüz
Bir eğri, bir dairenin teğetinde
Ve bir denklem, eğrilere hükmeden
Cansız bir vücut kollarımda
Kafamda dimdik bir doğru
Önümde problemler
Sonucu bilinmeyen, çözülemeyen.

 

****

 

Kartalın keskin gözlerindeki ışık
Düşerken avının üstüne
Rüzgarla savrulan bir tüy
Ve bir de durgun suya düşen su taş.

 

****

 

İnsan bazen yoruluyor hayattan
Kelimeler tank paletleri gibi
Bulutlar başına eskimiş sıva gibi
                                              dökülüyor insanın
Duyuyorsun kaç bin yılın ağırlığını omuzlarında
Ve sonu yok bir karanlıkta yuvarlanıyor insan.
Bağırmak istediğin anda ağzında tıkaç
İnançları insanların bir duvar gibi karşında
Bir matkap gözünde, beyninde
İsyan etmek geçiyor içinden
İsyan etmek kadere.

 

****

 

İsteklerim olsun diye,
                            ruhumu sattım şeytana.
Amma karlı bir iş,
                            gene ben kaldım bana.

                                                            15/12/1980

* *

 

İsteklerim olsun diye ruhumu satmıştım şeytana,
                                                        şimdi anladım,
                                                        zararlı bir iş,
                                                 çünkü ruhum yine kaldı bana.

                                                              02/06/1982

 

****

       

Düşler örülürdü kuytularında
Aceleci çulluğun kanat sesinde
Mutluluk uzanırdı bulutlara dek
Asırlık çınarın pes gölgesinde

Ormanda gölgeler gün gün uzadı
Ağdalı sessizlik çevremi sardı
Hayvanlar göç etti, çevrem boşaldı
Uzandım sakince çıplak toprağa.

                                                    20/10/94

 

****

 

Üç kişiydiler
Üçü de birbirinden ulu
Yer, gök, su diye ünlendiler
Yer çekmedi elini yeşil örtüden,
Gök bezerken bulutlarla her yeri,
Su deniz oldu kudurdu
Su yağmur oldu, dolu oldu, sel oldu.

                                                26/10/1994

 

 

****

 

Düşlerin örüldüğü noktada,
Yeryüzünden göğe değin,
Buz kesti tüm duygular.
Saatin tik-takları arasında hapsolan,
Cendere eziciliğinde arzular.
İnsanlar bir uçurtma kadar özgür,
Bir yerlere bağlı hayat ipleri,
Işığın vardığı o en son noktada
Kıvranıp duruyor loş gölgeleri.
Bir gün,
Gün doğacak dağlar ardından
Gecenin hükmünü kökten silecek
Kıvranıp duran o loş gölgeler
Işığın altında hep eriyecek.

                                          02/12/1994

 

****

 

Ölümler yaşamda bir sonsa eğer.
Katil, "O"; kan gibi "ÇOK" a susamış,
Aşarken kendince tüm engelleri,
Zamanın baltası hep baş ucunda,
Boynunu yavaşça kütüğe eğer.

                                             04/10/1993

 

****

 

"Aşırı avcılık" demiş
                            sorumlu devlet bakanı.
Yasak koyalım fikrinde
                            müsteşarı, uzmanı.
Gırgırcı ufak balıkçıya suçu atmakta
Ufak balıkçı, gırgırcıya.
Eğer doğru ise usları,
Kim avladı da yok etti yakamozları?

                                                      27/03/1991

 

****

 

Yeni bir ümit peşinde koşmak,
                                        dolu dolu, yeşeren çimen misali,
Çoğaltmak hayalleri,
                                        kıyılara vuran dalgalar gibi.
İçindeki sulara yol vermek,
                                        bentler üzerinden gürül gürül.
Doludizgin koşturmak atları,
                                        rüzgarla dolan yelkenler misali.
Elindeki oltaya dolan balıkları istiflemek livarlar dolusu.
Denizlerin tuzu ellerinde,
Karışmış saçlarında güneşin sıcaklığı,
Başarının tatlı mahmurluğu benliğinde,
                                        ayıbın utancıyla bezeli.
Sorumlulukların zevke dönüştüğü noktada,
Yuvarlamalı bu yorgun bedeni öbür tarafa.

                                                              Istanbul,11.Ekim 2000

 

****

 

Şarkı

Yağmur çiselerken yolda üstüme
Anılar kaçarken bir bir elimden
Hayalim geçiyor hep göz önünden
Geriye kalanlar büyük acılar.

Uzanan ellerim bir dost arıyor
Islanan bedenim yorgun, üşüyor
Sararan yapraklar daldan düşüyor
Geriye kalanlar sadece özlem.

Bomboş sokaklarda ararım seni
Çevremde yağmurun ayak sesleri
Azrail acele et diyor gibi
Geriye kalanlar boğuyor beni.

Nefretim uzarken boş sokaklara
Çığlığım rüzgarla uçup giderken
Düşer bir damla yaş şu taşlara
Geriye kalanlar oyar içimi.

Üstümde kasvetin kara bulutu
Elimde hiçlikten geri kalanlar
Uzanır her yere korkunç çığlığım
Geriye kalanlar beş para etmez

Başımın üstünde leş kargaları
Bedenim yerinde çürümüş gibi
Yayılır çevreme ağır bir koku
Geriye kalanlar iğrenç duygular

Kemiğim etimden sıyrılmış sanki
Kalbim kafeste boşa atıyor
Ardımda irinden ayak izlerim
Geriye kalanlar sadece izler.

                                            Istanbul, 11 Ekim 2000

 

 

 

ARTÜZ

ANASAYFAM
AİLE BAĞLARI
AKTİVİTELER
ÖZGEÇMİŞ
İLGİ ALANLARI
SOYAĞACI
YAZI PANOM