ALABALIK
İÇİN SİNEK BAĞLAMA METODOLOJİSİ
Fly-fishing ile ilgili sitemi açtığımdan
beri yoğun olarak gelen mailler sonucu, hem sorulan soruları yanıtlamak, hem de
Fly-fishing bölümünde esas oluşturabilecek sinek bağlama teknik ve metodları konusu
ile ilgili bir eksiği doldurabilmek amacı ile, bu bölümü oluşturmayı düşündüm.
Balık ile en önde, bire bir teması açısından UYGUN BİR ŞEKİLDE sunulan sinek,
oldukça büyük bir önem oluşturur. İmitasyon sinekler, çeşitli doğal ve/veya
sentetik malzemelerden oluşturulurlar. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta,
hazırlanan imitasyonun balığın o anki menüsüne en uygun formu vermektir. Çoğu
zaman, karada bizlerin gerçeğine çok benzettiğimiz bir imitasyon, balıkta denendiğinde
iş yapmaz. Bunun temel nedeni, balığın algılama mekanizmasında yatmaktadır. Aquatik
ortamda balık, bizim (karasal canlıların) algılama yeteneklerine sahip değildir.
Balıklar, su içinde doğumdan sonra geçen günlerde, sürekli olarak formları öğrenme
halindedirler ve bu öğrenme sırasında, bazı kriterleri eas alırlar. Buna en güzel
örnek -şekil 1.- de gösterilen resimdir.

Sözkonusu resme
baktığımızda hiç bir renk, yaprak veya doku seçemememize rağmen, görür görmez bunun
bir ağaç resmi olduğunu algılayabiliriz. Aynı şekilde, sisli veya karanlık bir
ortamda, siluet halinde gördüğümüz formları, daha evvelki görsel tecrübelerimizden
dolayı kolayca tanımlayabiliriz, Hatta sadece formlarından, türleri de ayırabiliriz
(Muz ve portakal gibi). Balıklar da dahil olmak üzere, tüm canlılar objeyi tanımak
için bazı temel karakterlerden yararlanırlar.
Bu bilgiler çerçevesince, ortamı ile beraber düşünüldüğünde; hızlı
akan sularda yaşayan balıklar saniyenin azkatları süresince önlerinden geçen yemi
tanımlamak, karar vermek ve atak yapıp sahip olmak zorundadırlar. Bu süre, durgun
sularda yaşayan balıklar için biraz daha uzun olsa bile, kaçabilecek bir yemi
yakalayabilmek için gerekli tanımlama süresi çok ama çok kısadır.
Alabalık özelinde konuya bakıldığında; genel olarak besin açısından çok zengin
olmayan sularda yaşayan bu form, birim kütle olarak oldukça küçük sinek ve
böceklerden sürekli ve büyük miktarlarda tüketmek zorundadır ve belirli bir yemle
beslenmeye başladığında, gün içersinde mevsime ve hava şartlarına bağlı olarak,
sadece birkaç saat süren su ile ilişkili böceklerin yumurtlama ve larvadan ergine
geçiş sürelerini iyi değerlendirmek zorundadır.
Yapılan araştırmalara göre,
balıklar tatlısularda yemlerini seçerken temel olarak aşağıdaki belirteçleri
kullanırlar.
CİSMİN BÜYÜKLÜĞÜ:
Forma bağlı olarak tanıma kriterlerinden biri de, cismin büyüklüğüdür.
Alışagelmiş bir ebat her zaman sıradanlığı çağrıştırarak formun kalabalık bir
gurup içersinde dikkat çekmeden yer alabilmesine olanak sağlar.
CİSMİN DIŞ HATLARI:
Doğadaki tüm canlılar kendilerini belirtecek dış formlara (Kontur) sahiptirler.
Mesela bir kedi ile köpeği, sadece gölgelerinden ayırdedebiliriz. Bu da ancak formun
karakteristiği (proporsiyon=oran) sayesinde olur. Bir balık da sineği, ayak sayısı
veya kanat sayısını sayarak değil, bunların uygun yerlerde yer
almasından tanıdığı bilinmektedir.
CİSMİN EKLENTİ/UZANTILARI:
Bu belirteç kimi zaman çok önem taşır; örneğin ayakları vasıtası ile
tanımı yapılabilecek canlıların imitasyonlarında çok önemlidir. Bu durumda ayak,
kanat veya kuyruk gibi uzantılar sayıları ve büyüklükleri ile değil, genel yapı
içersinde yer alışları ile önemlidirler. Örnek olarak Tipula sineği -şekil 2.- 6
ayaklı olmasına ramen 8 ayaklı imitasyonları genelde daha avcı olmaktadır.
CİSMİN RENGİ:
Suyun ışığı emmesi yüzünden, rengin çok fazla bir öneminin olmadığı
söylenebilir. Ancak doğru renklerle yapılmış bir imitasyon, siyah beyaz formunda da,
gerçeğe yakın tonları taşıyacağından daha etkili olmaktadır. Renk konusu içinde
en önemli nokta ise, kullanılan malzemeye bağlı olarak ışığın yansıtılmasıdır.
Bu özellik doğru oluşturulursa, hedeflenen balığın gerçekleri arasından imitasyonu
seçmesi, bir anlamda imitasyonun onu tahrik etmesi sonucunu doğurabilir.
CİSMİN SUDAKİ POZİSYONU:
Bu en önemli belirteçlerden biridir. Doğru imitasyonun "DOĞRU
YERDE" bulunması gerekmektedir. Eğer uçan ergin formdaki bir imitasyonu sualtında,
dipte veya bir larva imitasyonunu su üst yüzeyinde sunarsanız, balık bununla
ilgilenmeyecektir. Hatta sunumda imitasyonun orjinalinin hangi seviyede bulunduğuna
dikkat etmek gerekir. Mesela bir taş sineği larvasını orta veya dip suda sunmak,
baştan kaybetmek gibidir. Kimi zaman izlenebileceği gibi yem bekleyen alabalığa
önüne kadar sunulan imitasyon, çoğunlukla bu sebepten kabul görmemektedir.
CİSMİN ÇEVREYE UYUMU:
Balığa sunulan imitasyonda, en çok dikkat edilmesi gereken belirteçlerden
biridir. Biz nasıl deniz ortasında ağaç görmeye alışık değilsek ve bunu
tanımlamakta zorluk çekersek, balığa sunulan imitasyonda da durum aynıdır. Buna
göre, bir larvayı sert bir akıntıya karşı yüzerken (!) sunacak olursak, her halde
imitasyona yüzme öğretemeyeceğimize göre, sadece balıkları
şaşırtmış/güldürmüş oluruz.
Yukarıdaki belirteçler
imitasyon sinek bağlarken/sunarken sürekli aklımızın köşesinde tutmamız gereken
kriterlerdir. Ancak bu kriterleri göz önünde tutsak bile, yaptığımız imitasyonun
başarısını ancak deneyerek anlayabiliriz. Bu gün piyasada birçok sinek imitasyonu
bulunmaktadır, ancak bunların yüklü bir çoğunluğu, balıktan çok avcıyı avlayıp
parasını almak üzere bağlanmışlardır. Aynı şekilde, sinek bağlama
yarışmalarında kanımca jüri olarak, "hedeflenen balıkları" seçmede yarar
vardır. Kısaca bir imitasyon hiç bir zaman son haline kavuşmaz ve dünyada da
"katil" bir imitasyon daha bağlanamamıştır. Yapılması gereken, gözlemler
yaparak elimizdeki imitasyonları uyarlamak/geliştirmektir.
Sinek bağlama metodolojisi ile ilgili sayfaları kitap düzeni içersinde izleyebilmek
için, sayfaların sağ altındaki "ileri" balık ikonunu klikleyip, konularla ilgili bir düzen içersinde
ilerleyebileceğiniz gibi, sayfa başlarında yer alan ana dağılım ikonlarındaki
ilgilendiğiniz konuları da seçip, devam edebilirsiniz.
Sinek bağlama teknikleri ilgili sayfalar için sayfa
başındaki "SİNEK
BAĞLAMA TEKNİKLERİ" linkini seçebilirsiniz.
|